İçeriğe geç

Merhaba, Kayıp Çocuğunuzu Bulamadık Ama Daha Güzelini Getirdik!

5-6 yaşlarında bir çocuk düşünün. Çok sevdiği bir oyuncak bebeği var. Hatırlayamadığı zamanlardan beri onunla beraber, neredeyse tüm hayatını o bebekle geçirmiş. Onu sevmiş, beslemiş, onunla uyumuş. Hatta belki de sizinle geçirdiğinden çok zamanı o güzel bebeğiyle geçiriyor.

Günlerden bir gün bebeği kayboluyor. Tabi çocuk büyük bir üzüntü ve endişe ile ağlamaya başlıyor. Babasının yanına koşuyor ve hıçkırarak bebeğini kaybettiğini babasına anlatıyor…

Baba çok iyi niyetli. Çocuğunun üzülmesini istemiyor ve harika çözümü şipşak buluveriyor; “Üzülme kızım, ben sana daha güzelini alırım!”

Düşünün, AVM de çocuğunuzu kaybetmişsiniz, güvenlik görevlisi uzun bir aramadan sonra yanınıza geliyor ve şöyle diyor; “Merhaba beyefendi, çocuğunuzu bulamadık ama üzülmeyin, size daha güzelini getirdik!”

Evet çocuğun da hissettiği duygu aynı; Şaşkınlık, üzüntü, öfke ve korku. Çünkü çocuk daha güzelini değil, beraber zaman geçirdiği, sevdiği, bağlandığı bebeğini istiyor. “Ben sana daha güzelini alırım”, “Zaten o çok eskimişti”, “Üzüldüğün şeye bak” demek yerine yapmanız gereken çocuğunuza, onun duygularını anladığınızı ve onun yanında olduğunuzu hissettirmeniz.

“Ben sana daha güzelini alırım” demek yerine şöyle diyebilirsiniz; “Evet sen o bebeği gerçekten çok seviyordun, kaybettiğin için çok üzülmüş olmalısın. Küçükken ben de bir oyuncağımı kaybetmiş ve çok üzülmüştüm. Seni anlıyorum, çok haklısın. Sana yardımcı olmamı ister misin? Bebeğini beraber arayalım mı?” vb.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir