İçeriğe geç

Aşk Gerçek mi?

Seni düşünmek güzel şey

Seni düşünmek ümitli şey

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey

Fakat artık ümit yetmiyor bana

Ben artık şarkı dinlemek değil

Şarkı söylemek istiyorum

Nazım Hikmet diyorsa bir bildiği vardır değil mi?

Ya da umutsuzların dediği gibi aşk diye birşey yoktur, önemli olan sevgi midir? Aşk zamanla biter mi? Aşkın gözü kör müdür? 

Asırlardır tartışılan klişe olan ama hiç gündemden inmeyen “AŞK” mevzusunun aslı nedir?

Gerçekten aşk bitiyor mu, ya da başka bir şeye mi dönüşüyor? Ya da eskiden sırılsıklam aşık olduğunuz, gözünüzün hiçbir şey görmediği ilişkinizde o zamanlardan bugüne ne değişti?

Ünlü çift terapisti Dr. John Gottman bu dönüşümünü aşkın üç aşaması olarak anlatmış.

1. Evre: Aşık olmak-Limerence 

Limerence, 1979 da psikolog Dorothy Tennov’un aşkın ilk evresini tanımlamak için bulduğu bir terimdir. Bu tam olarak bir takım fizyolojik (çarpıntı, titreme vb) belirtilerle birlikte, bizi alt üst eden ve aşık olduğumuz insandan başka bir şeyi düşünmemize engel olan genel bir delilik halidir. 

Dr. Theresa Crenshaw’ın “The Alchemy of Love and Lust” kitabında detaylı şekilde açıklandığı üzere bu ilk evrede bir çok nörotransmitter ve hormon şelalesine maruz kaldığımız bir evre. Bu aşamada dışarıdakilerin olumsuz yorumlarına rağmen artık en güzel ve doğru koku, görünüş, düşünce, his her şey aşık olduğumuz kişide mevcuttur. 

Aynı zamanda bu evrede muhakeme yeteneğimiz zayıfladığı için etraftakilerin söylediği ve gerçeklik payı olan pek çok sorun durumu göremeyiz. 

2. Evre: Güvenin İnşa Edilmesi:

Bu aşamadaki ilk sorgulama şöyle başlar; “Gerçekten sana güvenebilir miyim? İhtiyaç duyduğumda orada olacak mısın?”

Bu sorular özellikle yeni evli çiftler ve ilişkinin başlarındaki (özellikle ilk 3 yılda) çiftlerin de çatışmalarının temelini oluşturur. 

Konu güven olunca hayal kırıklıklarının, kızgınlıkların, küskünlüklerin de sıklıkla deneyimlenebildiği bir evredir.

Bu aşamanın başarısının ölçütü tartışmaların niteliğidir. Tartışmalarda pozitif duygulanım baskınsa (5:1 oranı) çiftler ilişkiyi sürdürüyor. Ancak olumsuz duygulanım daha baskınsa ayrılık ihtimali artıyor. 

Güven inşası süreci aslında, herhangi bir anlaşmazlık durumunda partnerinizi acısını kabul edip, tamamen açık yüreklilikle anlamak için onun sorununu dinlemek, sorundaki payınızı kabul etmek ve partnerinizin ihtiyaçlarına özen gösterme sürecidir. Yani partneriniz ihtiyaç duyduğunda orada olmaktır. 

John Gottman bu süreci “Uyum sağlamak” kavramı ile 6 basamakta tanımlamış. 


1. Partnerinin acısını farketmek

2. Her durumda iki bakış açısı olduğunu kabul etmek burdan doğru toleranslı davranmak

3. Partnerinin ihtiyacına yönelmek

4. Partnerini anlamaya çalışmak

5. Savunmaya geçmeden dinlemek

6. Empati kurmak

3. Evre: Bağlılık ve Sadakatin İnşa edilmesi

Üçüncü evre gerçek bir bağlılık ve sadakatin kurulduğu aşamadır. Bu aşamada çiftler ya birbirlerine değer vererek, ilişkide bulundukları kişi ile birlikte oldukları için mutlu olacaklar ya da birbirlerinde ya da ilişkideki eksik olanlarla ilgili birbirlerine öfke besleyecekler. 

Diğer bir deyişle bu aşama bir ilişkiyi daha derinleştirmek ve uzun süreli mutlu bir ilişkiye yol almakla ilgili. Ya da yavaş yavaş ihanete doğru kürek çekmekle ilgili. 

İlişkideki adalet düzeyi bu aşamanın önemli bir ölçütüdür. İlişkide adalet kavramı, güç kavramı ile ilgilidir. Güç dağılımı konusunda çiftlerin adil hissetmeleri önemlidir. Eğer çiftlerden birisi bu konuda adaletsizlik olduğunu hissediyorsa kalıcı bir güven inşa etmek zorlaşır. 

Sonuç olarak aşkın fizyolojik reaksiyonların etkisiyle yarattıkları biter ama yaşanan o güzel duygular bitmez sadece değişir. Ve doğru adımlarla ilerlenirse, istendik yönde bir değişimle, yani uzun soluklu mutlu ilişkilerle taçlanır. Ve evet mutlu aşk vardır ve emek ister. Sanıldığı gibi tahmin edilemez de değildir. Adımları doğru atarsanız mutlu ilişkiler hayal değildir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir