Ergenliğin Altındaki Gizem, Beyin!

“Sanki o sevgi pıtırcığı, sarmaş dolaş çocuğum gitti, yerine ne zaman neye ağlayacağı neye kızacağı belli olmayan, her şeyden şikayetçi huysuz bir yabancı geldi.”

Bir uçta çocuklarından uzaylı gibi bahseden aileler, diğer uçta ailelerini eleştiri yağmuruna tutan gençler var. Peki, nedir bu dönemi bu kadar özel kılan. Gerçekten ergenlik batının uydurduğu bir safsata mı, yoksa değişen rahat yaşam koşulları nedeni ile sadece şımarıkça davranışlar mı? Aslında tüm anlayamadığımız davranışların altında yatan tamamen nörolojik nedenler. Son 15 yıl içindeki bilimsel gelişmeler ergenlik dönemindeki değişiklikleri anlamlandırma açısından da farklı bir bakış açısı kazandırdı.

Ergen Beyni Nasıl Karar Verir?

Beynimizin prefrontal korteks denilen ön bölümü ilginç bir bölümdür. Beyin arkadan öne doğru geliştiği için en son gelişen bölümüdür ve gelişimini 20’li yaşların sonuna kadar sürdürür. Bu bölüm kişiliğimiz, duygusal durumumuz ve olaylara ilişkin yargılarımızdan, plan yapmamızdan, karar vermemizden sorumludur ve sosyal ilişkiler üzerinde de etkilidir. Prefrontal korteks düşüncelerimizi ve davranışlarımızı hedeflerimiz doğrultusunda koordine eder. Dahası olayların sonuçlarını tahmin etmemizi, sosyal durumlardaki davranışlarımızı kontrol ederek aptalca şeyler yapmamızı engeller. Bu bölümü uzun uzun anlatmamın nedeni, ergenlik döneminde bu bölümü çevreleyen gri madde içerisindeki bağlantıların yetişkin hayatına hazırlık için bir budanma evresinde olması dolayısıyla tam kapasite faaliyet gösterememesidir.

Sanırım sadece bu kadar bilgiyle bile neden ergenlerin “bana bir şey olmaz” düşüncesi ile kolaylıkla risk alabildiklerini açıklıyor. Çünkü bu bölümdeki devam eden gelişim süreci ergeni daha dürtüsel ve olayların sonuçlarını daha az dikkate alan bir duruma sokuyor. Aynı zamanda bu dönemde ergenler akranlarını etkilemek için akranları ile birlikteyken çok daha fazla risk alma eğilimine giriyor.

 

Ama işin daha ilginç kısmı beynimizin iç bölgelerinde gizli. Burada bir bölüm, ödül durumu gibi şeylere verilen duygusal tepkilerle ilgili bölümüdür. Ve bu sadece insanlara özgü bir şey değildir. Fareler ve maymunlar için de geçerlidir. Canlıların hepsi hoşlarına giden bir şey elde ettiklerinde beyinleri büyük heyecanla karşılık verir. Ancak araştırmalar gösteriyor ki aynı ödüle karşı ergen beyninin striatum denilen bölgesi çok daha fazla uyarılıyor.

Sonuç olarak ergenler, daha çok haz alma ilkesi üzerine kurulu ve olayların sonuçlarını düşünemeyen bir beyin gelişimi evresinde. Ebeveynlerin çileden çıkaran bu davranışların bir kısmının nedeni bu.

Sosyal İlişkiler

Ergen ailelerinin şikayetçi oldukları bir diğer nokta da çocuklarının artık kendileri ile hiç bir yere gelmek istememeleri, sadece arkadaşları ile takılmak istemeleri, en ufak bir şeyden “beni rezil ettin” sözleri ile olay çıkarmalarıdır.

Bu durum da yine beynimiz ile ilgili desem! Şöyle ki prefrontal korteksin tam orta kısmı sosyal kararlar vermemizi, diğer insanlar hakkında düşüncelerimizi belirleyen bölüm. Bu bölüm aynı zamanda kendimizi herhangi bir durumda düşündüğümüzde aktive olan bölümdür. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki bu bölümün çocukluktan ergenliğe geçerken aktivasyonu artıyor ve 15 yaşında zirveye ulaşıyor. Bu nedenle ergenler toplum içerisinde küçük duruma düşmekten, eleştirilmekten, hata yapmaktan inanılmaz korkuyorlar ve stres altına giriyorlar. Şimdi ergenlerin metroda ya da otobüste pencereden sürekli kalıp gibi saçlarını düzeltmeye çalışmalarını ya da sosyal ortamlarda size çok doğal gelen bir hareketiniz karşısında, “rezil ettin beni” diyerek dehşet tepki vermesinin nedenini daha iyi anlıyor olmalısınız.

Uyku ve Uykusuzluk

Sabahları okula giderken uyanmayan, gecenin bir vakti bilgisayar başından kalkıp yatmayan ergen ebeveynleri buraya dikkat! Ergenlik süresince gençlerin uyku düzenleri değişir. Ergenlerin beyinleri farklı zamanlarda melatonin salgıladığı için, bu kimi zaman kendilerini yorgun hissetmelerine neden olabilir. Bu durum gece boyunca uykusuz bırakıp, sabah geç uyanmalarına neden olabilir. Bu nedenle sağlıklı bir uyku konusunda gerekli bilgilendirmeleri yapıp (uykudan en az 4 saat önce ekrandan ve yapay ışıktan uzaklaşma) ardından okul saatlerinin saat 10.00’a çekilmesini umut edebilirsiniz.

Peki Tüm Bu Nörolojik Gerçekler Işığında Ne Yapabiliriz?

Ergenlik dönemi aynı zamanda yeni bilgileri öğrenme konusunda beynimizin en aktif dönemlerinden biri. Bu nedenle yeni durumlara duyulan bu ilgiyi olumlu yönde kullanabilirsiniz. Çocuğunuzu farklı müzik türleri, spor dalları, kitaplar vb. ile tanıştırarak yeni merakını ve öğrenme becerisini olumlu bir alana yönlendirebilirsiniz.

Çocuğunuza sağlıklı/güvenli riskler almasına izin verin: Çocuğunuzun yeni bir enstrüman, spor denemesi, seyahat etmesi gibi daha güvenli riskler almasına fırsat tanıyıp, olumsuz risk davranışlarından uzak durmasına yardımcı olabilirsiniz.

Duygularını ifade edebilmeleri için yeni çıkış yolları bulmalarına yardımcı olabilirsiniz. Ergenler aslında duygularını açıklamak ve kontrol etmek istiyorlar. Ancak bu konuda zorluk yaşıyorlar. Birçok genç bu çalkantılı duygu durumu ile baş etmek için spor veya müzik programları izlemeyi ya da şiir yazmayı deniyor.

Unutmayın onlar, siz yetişkinler gibi olayların sonuçlarını aynı şekilde değerlendiremiyorlar. Bu nedenle uzun nutuklar çekmek yerine, yaptığı seçimin olası olumlu ve olumsuz sonuçları hakkında konuşabilirsiniz. Bu sayede farkındalığını artırabilir ve hatta kendi fikrinizi de paylaşabilirsiniz.

Ergenlik döneminde sizi ağır eleştirilere maruz bıraksa da, kimi zaman tutarsız davranışları ile sizi çileden çıkarsa da, olumsuz geri bildirimler yerine sık sık olumlu övgülerde bulunmayı ihmal etmeyin. Unutmayın kendileri ile o kadar fazla ilgililer ki her olumlu geri bildirim olumlu kendilik algıları için çok önemli.

Bu dönemde olumsuz davranışları konusunda geri bildirimde bulunmadan önce ebeveyn olarak önce siz olumlu rol model olun. Unutmayın, çocuğunuza bağırarak ona saygılı olmayı öğretemezsiniz.

Ergenler her ne kadar ailelerinden kaçınmak ister gibi görünseler de aslında alt metinleri tam olarak şöyle der “Bana çok yakın olup beni boğmayın, ama aynı zamanda ulaşabileceğim kadar yakın olun ki, ihtiyaç duyduğum her an elimden tutabilin” Bu nedenle sürekli iletişim halinde kalmaya çalışın. Arkadaşları ile tanışın, sık sık okulunda ziyarete gidin.

Sonuç olarak beyin gelişiminin ergenlik üzerindeki etkilerini tek bir yazıya sığdırmak çok mümkün değil. Sadece şunları unutmayın, ergenlik Amerika’nın uydurduğu yeni moda bir şey değil. Bu hep vardı, sadece bilimdeki gelişmeler ve değişen şartlarla çocukluk ve gençlik dönemi yetişkinlikten ayrı bir dönem olarak kabul edildi ve bu yaş grubuna ilişkin beklentiler değişti.

Aslı Deniz

2006 yılında Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun olmuştur. 2006-2016 yılları arasında, özel ve devlet okullarında okul psikolojik danışmanı olarak çalışmıştır. 2014 yılından bu yana Bursa’da psikoterapist / psikolojik danışman olarak ergen ve yetişkinlerle çalışmaya devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir